FİRŞAT(A)

FİRŞAT(A)
Genişlik, vüs'at. * İki ayağının arasını ayırıp genişletmek

Yeni Lügat Türkçe Sözlük . 2009.

Игры ⚽ Поможем написать реферат

Look at other dictionaries:

  • fırsat — is., Ar. furṣat Uygun zaman, uygun durum veya şart, vesile İnsan, dedim, kendine bir ad takmak fırsatını bin yılda bir ele geçiremez. M. Ş. Esendal Birleşik Sözler fırsat düşkünü fırsat eşitliği fırsat yoksulu Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırsat — (A.) [ ﺖﺹﺮﻓ ] uygun an, fırsat …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • fırsat her vakit ele geçmez — fırsat insanın eline çok seyrek geçtiği için çıkan fırsat iyi değerlendirilmelidir anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırsat bu fırsat — yararlanılacak en uygun zaman anlamında kullanılan bir söz Fırsat bu fırsat deyip gelip görüyorlar, yiyip içiyorlar. B. Felek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırsat düşkünü — sf. Kötülük yapmak için fırsat kollayan (kimse) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırsat yoksulu — sf. Eline fırsat geçmeyen (kimse) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırsat bulmak — uygun, elverişli zaman bulmak Bir başka tanıdık kayığa daha rast gelerek ... görüşmeye fırsat buluyorlardı. A. Ş. Hisar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırsat düşmek (veya çıkmak) — bir imkâna kavuşmak Evet mademki fırsat düşmüştü. Cesaretini göstermek lazımdı. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırsat kollamak (veya gözlemek) — yapmak istediği iş için uygun bir zaman veya bir durum beklemek Sonra fırsat kollamasını biliyordu ve tekme yapıştıracak, çelme takacak zamanı içgüdülerin şaşmazlığıyla seçiyordu. T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırsat vermek — bir işi yapmak için uygun, elverişli şartı sağlamak Bu çeşit yazılara cevap vermek hasma fırsat vermek olur. B. Felek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • FIRSAT — (Bak: Fursat …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”